|
Sanatçı kaprisi denilen kendini beğenmişliğin; bir dereceye kadar anlaşılır, kabul edilir, bir tarafı vardır. Olmalıdır da. Farklılıklar, yenilikler, sanatçılardan beklenir. Fotoğrafa sanatsal yaklaşan insanlarda da bunlar olmalıdır. Ama ile başlayan bir cümle kurmak zorundayım. Sadece fotoğraf sanatına ilgi duyan fotoğraf çeken, kadraj ayarlayan makine kullanan sadece siz değilsiniz ki! Konya’da şu anda fotoğraf dernekleri var. Bu derneklerde üye veya yakınlıkduyar olarak bulunan fotoğrafçıların kahır ekserisi aynı dernekteki kendi dernek arkadaşının çektiği fotoğrafı beğenmemektedir. Önüne gelen bir fotoğrafa kulp takmak, kusur aramak için onca çaba gösterişinden anlaşılıyor ki olup biten sanatçı kaprisinden öte fotoğrafçı kıskançlığıdır. Buda kabul edilir bir şey değildir. Birde fotoğraf çekmeye yarı profesyonel bir makine ile programda (fotoğraf makinesinin kendi otomatik ayarında) fotoğraf çekerek bunları sosyal paylaşım sitelerinde paylaşmaya başlayan onca yeniyetme fotoğrafçı olamayacak fotoğrafçılarımız var. Önüne gelen fotoğrafa laf yetiştirmeye çalışmasına ne demeli. Ben bu arkadaşları camiye yeni başlamış emekli Müslümanlara benzetirim. Ülkemizde geleneksel Müslümanlık anlayışımdan bir kesit olarak; yani emekli olmuş, yaş kemalini bulmuş, namaza başlama çağı çoktan geçmiş ne yapsın mahallesindeki, sokağındaki caminin kapısını aralar ve ilk namaz için camiye girer. Ürkektir, çekingendir, çıkış kapısın yakın son cemaat yerine durur ve orada namazını kılar. Çoğu zaman ilk günlerde cemaatle konuşmaz sadece namazını kılar çıkar. Biraz ayağı alışınca son cemaat yerinden ayrılır camini biraz daha iç kısmın yani son cemaat yerinin önüne durur. Birkaç haftada öyle devam eder. Artık camiye alışmış gelen gideni tanımıştır. Derken minberin yanında yerini alır Çoğu kendine orada bir yer bile tutar ki her gelişinde sanki milimetre ile ölçülmüşçesine yerine oturur, namazı eda eder. Zaten cemaat kalabalık olmadığı için farz namazları eda ederken imamın arkasındaki ilk safa kadar kısa sürede ilerler ve nihayet bir gün bakar ki camide imamın hemen arkasına kadar gelmiştir. Bundan sonra camide kanaat önderidir. Oda bunu beklemektedir. Bir gün cemaatten birkaç kişiye rahatça şu eleştiriyi yapabilir.”Bu hocanın arkasında namaz olmaz? Cemaat hayretle sorar niye! Hoca secdede iken ayağını dikiyor!!! İşte böyle dostlar. Nerelerden nerelere. Kısa sürede camiye başladı ve kanaatin bildirme seviyesine gelmiş oldu. Fotoğraf çeken ve derneklere üye olan onca insanımızın hali pür melali budur. Fotoğraf sanatı ile uğraşan insanlar amatör ruhla bu işi yapan insanlar. Gelir sağlamak amacı güdülmeden yapılan bir uğraş; hal böyle olunca bir derneğe üye olup iki gün sonra fotoğraf ahkâmı kesmek hiç ama hiç yakışık almıyor. Bunun adına haddini bilmemezlik denir. Edep yahu derlerdi eskiden. Bir bilgi, beceri, hüner öğretileceğinde önce kişiye edep öğretilirdi yani bu günün anlayışı ile ustaya saygı gerekirdi. Zaten Mevlana Hz demiyor mu? “Ustasından sanat öğrenmeyen hem köye, hem şehre rezil olur.” Hz. Mevlana söylerde kim kulak verir!.. Bugün olup bitenlerde Mevlana’nın işaret ettiğinden pek farklı olmamaktadır. Fotoğraf sanatına çok emek harcanmalıdır. Zahmetsiz rahmet olmaz. Liselerde bu konuda yarışmalar düzenlenmeli öğrenciler teşvik edilmelidir. Bu konuda “KARATAY TOKİ ANADOLU LİSESİ I. FOTOĞRAF YARIŞMASI” Düzenlendiğini duyduk. Konu “Kardeşlik” seçilmiş. Konunun güncel olması ve öğrencilerin ilgisini çekilmesi açısından güzel bir tercihtir. Umuyoruz başarılı bir yarışma olur. Öğrenciler öğretmenleri ile başarılı çalışmalara katılırlar.
Tüm Yazıları |
|
Haber yorumları - Yorum Yaz |
| Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Pozitif Haberler sorumlu değildir. |