|
Değer ve prensipleri olan her fert ve toplum yapacağı her işin sonuçlarının sorumluluğu ile hareket eder. Sonunu gören kişi ve toplumlar hata yapmaktan çoğu zaman emin olurlar. Bir başka ifade ile atacağı adımların hesabını bin düşünüp bir atarak yaparlar. Böyle olunca sağduyu ve hikmet vücuda gelir. Sağduyunun olduğu yerde ise cehâlet, hissi sakim, zulüm ve abesiyet mevcut olmaz. Bu sağduyuya bir de dürüstlük prensibinin eklendiğini düşünün, işte o zaman kişinin ve toplumun üç boyutlu hayatına huzur ve ahenk hâkim olur. Sözde, fiilde ve takrirdeki ahenk iyi, güzel ve hikmet ile yüklü sonuçları beraberinde getirir. Ferdin hayatına değerler hakim olursa değerli sonuçlar ortaya çıkar. Aşvâiyet hakim olursa, gündelik uğraşıların ve rüzgârın etkisiyle ?ayağı yerebasan? neticeler elde etmek imkânsız olur. Şu gökkubbenin altında güzel ve hoş bir seda bırakabilmek için illâki sonu görebilen bir dosta ihtiyaç vardır. Dost kişiye zor zamanda can iksiri oluverir; hayatını kurtarır sonun geldiği anda; ruhuna huzur verir dünyanın içindekilerinin ve dışındakilerinin üstüne üstüne geldikleri bir anda. ?Her kişiye lâzım? denir ya, aslında sonsuzluk yolunun her yolcusuna lâzımdır böyle bir can dostu. Bu can dostu, dostunun iyiliği için dostunun gazabından korkmadan lâzım olan değerleri, iyilik, merhamet, vicdan, adalet, hakkaniyet, dürüstlük, şeffaflık, denge, ölüm... yeri geldiğince hatırlatır. İnsan hem iyiliğe hem de kötülüğe meyilli olarak arasatta yaratılmıştır. Her insanda aynı değerler mevcuttur. Hangi güç ağır basar ise kişinin o tarafa yöneleceği kaçınılmazdır. Dost kişiyi selâmete götürecek yolu gösterir. Dostu olmayan hayatı maddi gözle görür. Bütün algıları kazanmak ve üstün gelmeye ayarlıdır. Hiç bir insâni değerin anlamı yoktur. Sadece kazanma ve kâr amaçlı çalışan bir ekonomistten daha tehlikeli bir tüccar olabilir mi. Kazanmak için fakirin elindeki kuru ekmeğe göz dikip, zorla almaktan çekinmeyecektir. Hep kâr elde etmek için entrikalar çevirerek toplumu köleleştirmek onun için ekonominin bir normu olacaktır. Siyasi iktidarının devamı için acımasızca kan dökmek bir yöneticiye normal gelecektir. Kendi halkını topluca katletmek onun için mazlumlar iktidar kurbanları olarak âsiler ve teröristler olarak anılacaktır. Bir tüccar yada devlet reisi, bir hâkim yada din adamı olmak hiç farketmez, sonuç değişmeyecektir, eğer yol gösterecek bir dosttan mahrum kalındı ise. Farklı versiyonlarda zulüm, kan ve gözyaşı mübah görülür hale gelecektir. Bu yüzden hep kazanma ve hep kazanma üzerine kurulu bir sistem, ekonomik yada siyasi farketmez, çok tehlikelidir. Mısır?ın devrik başı Hüsnü Mübareğin bir can dostu olsaydı elbetteki sonunun böyle olacağı ona anlatacaktı. Tunus?un devrik diktatörü Zeynelabidin bin Ali?ye sonunu hatırlatacak bir dost olsaydı yıllarca kendi öz halkına kan kusturabilir miydi. Oysa şu anda yine hep kazanması gerektiği yanılgısı ile halkının üzerine insafsızca ateş açan Muammer Kaddafi zulümle âbâd olunamayacağı kendisine hatırlatılmış olsa idi bunca yaptıklarını yapabilir miydi. Ömürleri boyunca Batı?nın istediklerini yaparak iktidarda kalan bu önünü göremeyen gözü perdeli zâlimler, menfaatlerinin ellerinden gideceğini anlayan aynı Batı tarafından bir çırpıda düşman ilânedilmedi mi. Çünkü aynı Batı aynı değer yoksunluğundan muzdariptir. Kuklaları oynatanların sonu da maalesef kuklalar gibi olacaktır. Halkın uyanışına hiçbir sahte oyunlar engel olamayacaktır. Keşke onların bâri doğruları ve ölümsüz değerleri anlatacak bir dostları olsaydı. Biz buradan halâ aynı değer yoksunluğu ile varlık kazanmaya çalışanlara sesleniyoruz. Eğer aklınızı başınıza almaz ve sağduyuya kulak vermezseniz sizin sonunuz da bunlardan farklı olmayacaktır. Sağduyu sahibi insanların sesine kulak verin ey Batı! Bu değerlerin iktsad açısından tartışılıp bir yol haritası çizilmeye çalışıldığı ?AIF International Symposium 2011, Talent Development: The New Paradigm? başlıklı konferans 07-08 Nisan 2011 tarihinde Kuala Lumpur Hilton Otel?de gerçekleştirildi. Konferansta simultane bir gelişmenin olabilmesi için işverenle işçi arasında değerler yumağının varlığına vurgu yapıldı. Değerlerin olmadığı bir ticari yada sosyal müessesede kaos hakim olur. Zengin daha zengin fâkir daha fâkir olur. Siyasi otorite gücünü sağlamlaştırmak için baskı ve zulme başvurur. Oysa uyarıcı mekanizmaların varlığı hem ekonomik hayatı hem de siyasi hayatı dengede turarak toplum ve yöneticilerin birlikte ilerlemesini sağlar. İslâmi finans konusundaki açıklayıcı yorumları ile katılımcılara geleneksel bankacılık ile İslâmi bankacılık arasındaki farkı sağduyulu yaklaşımı ile açıklamaya çalışan Prof. Dr. Abbas Mirakhor, INCEIF İslâmi Finans Başkanı?nın bildirisi oldukça ilgi uyandırdı. Günümüz toplumunda, değer algısının çok zayıfladığı bir ortamda, herşeyden önce ekonomistlere güven, dürüstlük, merhamet, adalet gibi Qur?an?dan ve Sünnet?ten alınan evrensel değerlerin öğretilmesi ertelenemez zaruretlerdir. Bu değerler üzerine ekonomik teorilerin ve realitelerin inşa edilmesi hem toplumun hem de müesseselerin devamlılığı için vazgeçilmez unsurlardır.
Tüm Yazıları |
|
Haber yorumları - Yorum Yaz |
| Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. Pozitif Haberler sorumlu değildir. |